Haber Seyir
  • ALTIN (TL/GR)
    366,66
    % -1,39
  • AMERIKAN DOLARI
    6,7688
    % 0,19
  • € EURO
    7,6343
    % -0,35
  • £ POUND
    8,5849
    % 0,81
  • ¥ YUAN
    0,9506
    % 0,07
  • РУБ RUBLE
    0,0980
    % 0,13
  • BITCOIN
    65325,623
    % -0,28
  • BIST 100
    110.021,83
    % 0,44

Döviz nedir? Türkiye’de döviz tarihi

Döviz nedir? Türkiye’de döviz tarihi

Türkiye’de 1989 yılında serbestleştirilen kambiyo sistemi sonucunda döviz kullanımımız oldukça yaygınlaştı. O kadar ki alım-satım işlemleri, kira sözleşmeleri, fiyat listeleri döviz üzerinden yapılır oldu. Hatta ücretli çalışan insanlar maaşlarını aldıklarında döviz alıp ihtiyaç duydukça TL’ye çevirir oldular. 

Bunda kronik hale gelen yüksek enflasyondan korunma isteğimiz etkili oldu. Ancak kaçırdığımız bir nokta vardı. Dövize talepte bulundukça haliyle fiyatı artacak, dövizin fiyatının artması da enflasyonu arttıracaktı. Kısacası bir kısır döngüyü kendi elimizle yarattık. 

2000 yılı itibariyle Türkiye’deki döviz tasarruflarının 60 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakama bankalardaki hesaplarda tutulanlar ile yastık altı döviz dahildir. 

Geçmişten günümüze uygulanan döviz politikaları 

Türkiye’de 1980 yılına kadar Sabit Kur Politikası uygulanmıştır. Dışa kapalı bir ekonomik yapı içinde döviz işlemleri ve sermaye hareketleri sınırlandırılmıştır. 

1980 sonrasında dışa açık bir ekonomik modelin benimsenmesi ile birlikte Dalgalı Kur Sistemi (Kontrollü) uygulanmaya başladı. Türk Parası Kıymetini Koruma kanununda yapılan değişikliklerle dövizli işlemlere izin verilmeye başlandı. Bu dalgalı sistemde kontrolü sağlayan Merkez Bankası oldu. Merkez Bankası endikatif amaçlı olarak hergün döviz kurlarını ilan etmeye başladı. 

1989 yılında ise Türk Lirası konvertibl ilan edildi. Bundan sonra kurlar tekrar göreceli olarak esnek dalgalanmaya bırakıldı. Merkez Bankası tekrar belirleyici ve müdahaleci olmaya devam etti. 

Son 20 yılın devalüasyonları

5 Nisan 1994:

1990 yılından itibaren kurlar piyasanın arz ve talebini yansıtır hale geldi. 1991-1993 yılları arasında iç borç stokunun artması, enflasyonun ödemeler dengesi üzerindeki olumsuz etkisi 1994 yılında ünlü 5 Nisan krizini getirmiştir. Piyasanın baskısı ile %130 oranında devalüasyongerçekleşmiştir. 

1995 yılında IMF ile yapılan stand by anlaşması ile bağımlı hareketli kur sistemi uygulanmaya başlamıştır. 

19 Şubat 2001

2000 yılında uygulanmaya başlanan enflasyonla mücadele programı çerçevesinde döviz kur artışları kontrol edilmeye çalışılmaktadır. Bu kontrolü sağlamak için Merkez Bankası yıl sonuna kadar uygulayacağı kur rakamlarını önceden açıklamıştır. 

Döviz alım satımı

Bankalar döviz sattıklarında satış değeri üzerinden %0.1 oranında Kambiyo Vergisi öderler. Hükümetlerce çıkarılan genel disponibilite tebliğlerine uygun olarak da açtıkları döviz tevdiat hesaplarının asgari bir oranını -bu oran yönetmeliklerce belirlenir- zorunlu olarak Merkez Bankası’na devrederler. Piyasa kontrolünü sağlamak için bu oran ekonomik yönetimlerce değiştirilebilir. 

Döviz alım satımında bankalar kendi işletme giderlerini de yansıttıkları için dövizi daha ucuza alıp daha pahalıya satarlar. Ancak hareketli piyasa koşullarında bankalar da döviz pozisyonlarına göre serbest piyasa ile (kapalıçarşı, döviz büfeleri) zaman zaman rekabet edebilirler. 

Döviz tevdiat hesaplarının işleyişi

Eğer uzun vadeli yatırım amacıyla döviz alınmış ise enflasyondan etkilenmemek için döviz tevdiat hesabında tutulmalıdır. Aksi takdirde döviz kuru ile enflasyon oranı tam eşit olduğu durumda bile reel olarak zarar edilmiş olur. 

Dolar Faizinin Hesaplanışı 

Brüt yıllık faizin netini bulmak için belirtilen oranı 0.824 ile çarpmak gerekir. Örneğin; yıllık %6 brüt faizle 1000$’ı bankaya yatırdınız diyelim. 

Net Faiz Hesabı = 0.06 * 0.824 = 0.049.Yani Net Faiz %0.49 olacaktır. 

Paranız dönem sonunda 1049 $ olacaktır. 

Döviz büfeleri

1989 yılında yapılan kanun değişikliği ile “yetkili müesseseler” tanımı yapılarak, dövizli işlemler yapma yetkisi verilmiştir. Yetkili müessese tanımı zamanla halk arasında “döviz büfesi” tanımına dönüşmüştür. Döviz büfeleri sadece döviz değil kıymetli madenlerle ilgili işlemler yapma yetkisine de sahiptir. 

İlgili kanundan sonra kuruluş sermaye limitinin de az olması nedeniyle 1994 başına kadar 700’e yakın döviz büfesi açılmıştır. 1994’teki ünlü 5 Nisan kararlarıyla birlikte tam bir “yaprak dökümü” yaşanarak çoğu şubelerini kapatmış veya kendisi kapanmıştır. 

Döviz büfeleri tarzında kurumlara gelişmiş batı ülkelerinde rastlanmaz. Banka sisteminin yeterince gelişmediği ve paranın nakit olarak tutulduğu ülkelerde bu tarzda finansal kurumlar kullanılır. Türkiye’de bankacılık sisteminin gelişmesi zaman içinde bu kurumların yavaş yavaş ortadan kalkmasına sebep olacaktır. 

Döviz büfelerinin, döviz rezervinin artmasına oldukça katkısı olmuştur. Bu katkı döviz büfelerinin satın aldıkları dövizi kayıt altına alma ve bir bölümünü Merkez Bankası’na devretme zorunda olmalarından ileri gelmektedir. Ayrıca ödedikleri Gelir Vergisi, Banka Muamele Vergisi ve SSK primleri ile kamuya gelir getiren kurumlardır.