• ALTIN (TL/GR)
    486,78
    % 0,20
  • AMERIKAN DOLARI
    7,9701
    % 0,37
  • € EURO
    9,4633
    % 0,61
  • £ POUND
    10,4074
    % -0,06
  • ¥ YUAN
    1,1897
    % 0,13
  • РУБ RUBLE
    0,1039
    % 0,21
  • BITCOIN
    104550,716
    % 1,07
  • BIST 100
    1.190,63
    % -0,64

Ak Parti’nin icraatlarına ve muhalefetin tepkisizliğine isyan etti!

Ak Parti’nin icraatlarına ve muhalefetin tepkisizliğine isyan etti!

Ak Parti iktidarı son bir ay içinde çok tartışmalı işlere imza attı. 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından tek başına iktidara gelen Ak Parti ve Erdoğan hükumetleri 18 yıldır kesintisiz olarak tek başına iktidarını sürdürürken toplumun birçok kesiminde de 18 yılda ileriye değil hep geriye gidildiği görüşü hakim. Tüm yaşananlara rağmen muhalefet partilerinin ve milletin tepkisizliğine tepki gösteren Ekşi sözlük yazarı gnydgn, 24 temmuz 2020 içinde bulunulan derin şok hali başlığını atarak bu konudaki rahatsızlığını gündeme getirdi. 2023 seçimlerinin olup olmayacağının da meçhul olduğunu ifade eden yazara göre muhalefet partilerinin de kesinlikle seçim olacak gibi açıklamalar yapmasına bir anlam veremediğini belirtiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

İşte 24 temmuz 2020 içinde bulunulan derin şok hali başlığını açan gnydgn‘in yorumu:

“İnsanlar hipnotize olmuş gibiler, yaşananları kimse ciddiye almıyor. Televizyonlardan şeriat marşları okunuyor, dünyaya kılıç sallanıyor. Cumhuriyetin kurucularına hakaretler, bütün komşularla savaş pozisyonuna geçmeler, tarihler üzerinden verilen sembolik göndermeler… Baroları böldüler, daha bu sabah sansür yasası kabul edildi. Kadın cinayetleri, köpek tecavüzleri… Böyle onlarca skandal. Birkaç günde yaşanılanlar bunlar.

Anlayamıyorum, bu derin şok halini ve insanların tepkisizliğini anlayamıyorum.

Muhalefet aynı şeyi geveleyip duruyor: anketlerde oyları düştüğü için bunları yapıyorlar. So what? Umut bağlanılan seçimin tarihi de 2023, üç yıl sonra… Ulan üç ay içinde yapılanları şuraya yazsak üç yıl içinde yapılabilecekler dudağımızı uçuklatır. O derece çıldırmış gibiler.

Nedir bu şok hali, bu duyarsızlık, bu vurdumduymazlık? Bu kayıtsızlık nedir? Seçimlerse mesele, gerçekleşeceğinin garantisini “yüzde 100” kim veriyor? Yahu ne oluyor, neden herkes bu kadar rahat ve bir bildiği varmış gibi davranıyor? Ki varsa söyleyin de endişelerimiz dinsin, yüreğimiz hafiflesin.”

Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Bir diğer yazar bu isyana yine benzer bir açıdan bakarak toplumda oluşturulan tepkisizliğin nedenini açıklamaya çalıştı. freshfighter adlı yazarın Türkiye’nin bu hale nasıl geldiğinin tespitlerini içeren yorumu şöyle:

“Bro herkes yorgun, herkes bıkmış ve herkes hayat ve can derdinde, evine ekmek götürme peşinde.

Biz 2002’den beri bunları söylüyoruz, bunların altında yaşam mücadelesi veriyoruz. Dolar, euro uçtu gidiyor, alım gücümüz yok, bu topraklarda iş yapamıyoruz, kazandığımız 3 kuruşu vergi diye alıyorlar, can ve mal derdindeyiz, yarın bi gün eşimizi, kardeşimizi kadın cinayetlerinde görmemek, badem bıyıklılar çocuğumuza tecavüz etmesin diye uğraşmak, sokakta yürürken biri bıçağı çekecek diye sağa sola kafamızı kaldıramıyoruz, bi çok şey hissediyoruz ama silivri soğuktur diye bir şey söyleyemiyoruz. Sansürü bırak konuşma özgürlüğümüz bile yok.

20 yıldır bu iktidarın altında hayatta kalmaya çalışıyoruz, bitkiniz, yorgunuz, her günümüzde siyasi bir olay, sürekli bi insanları bölme, nefret ettirme çabası. Ne yapalım bro, bunlar için canımızı da mı verelim. Elimizde avucumuzda ne kaldı ki.

Bu şok hali ya da vurdumduymazlık ya da kayıtsızlık değil. Biz bittik kardeşim. Yorulduk, gençliğimizi çaldılar, yaşama sevincimizi çaldılar, umutlarımızı çaldılar, cebimizden paramızı, geleceğimizden ülkenin mal varlıkları çaldılar. Özgürlük bırakmadılar. Tüm dünyada bunlar yüzünden ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Ne yapmamızı bekliyorsun sokağa mı inelim, daha önce indik de ne oldu alt tarafı ağaç korumak istedik yemediğimiz biber gazı, vermediğimiz çocuk canı kalmadı. Hukuka, anayasaya mı güvenelim, hepsi bunlarda bi el atmadıkları savunma tarafı kalmıştı hukukun onu da baroları bölerek yaptılar. Kime nasıl ağzını açacaksın, kimi kime nereye nasıl şikayet edeceksin… Bu yozlaştırdıkları sistemi ve siyaseti nasıl düzelteceksin…”